Lebise Arslanoğlu’na

  Ekim.2006

Dinle Hacı Hacı Lebise
Aslında sana Hacı kare diye hitap etmek isterdim.
Malum iki defa Hac’ca gittin.

Ama;
İster bir kere olsun, isterse iki kere olsun;
Hac’ca helal kazanç ile gidilir.
Hac’ca başkalarının hakkına tecavüz edilerek gidilmez…

Sen ve oğlun Tansel benim miras haklarıma tecavüz ettiniz, ve hala ediyorsunuz.
Defalarca oğlun Tansel’e yazdım, telefon açtım.
Hatta bir keresinde de sen telefona çıkmıştın.
Ve bana:
Senin hakkın felan yok.
Eğer hakkın varsa, git mahkemeye müracaat et,
demiştin.

Daha sonra oğlun Tansel bana başka şeylerde söyledi.
Benim şey‚im var mı diye sormuştu.
Benim şey‚imin olmadığını iddia etmişti.

Bana;
Hele sen bir Kars’a gel, ben seni ayaklarımın altına alacağım.
Seni evire çevire güzel bir döveceğim,
demişti.
Oğlun Tansel tüm bunları söylerken sende yanındaydın.

Oğluna cevap vereyim en azından;
Evet şey‚im var Tansel.
Gerçi öyle ahım şahım bir şey değil ama yinede var.
Şey‚imin konu ile olan bağlantısın pek anlamadım ama,
madem merak ediyorsun, şimdilik fotoğrafını göndereyim.
Evinde duvarına asarsın.
Veyahutta acil lazımsa, sana bağışlayayım.
Kendi malın gibi kullan…

Daha sonra sen, tekrar telefona gelip bana söylemiştin ki;
Yarın gidip seni savcılığa şikayet edeceğim.

Eeee aradan günler değil, yıllar geçti.
Neden hala gitmedin?

Yinede günün birinde savcılığa gidersen;
Oğlum Tansel Gürsel’in şey’inin olup olmadığını çok merak ediyor.
Hatta Gürsel’in şey’inin olmadığını iddia ediyor.
Gürsel’e sen erkek değilsin diyor.
Kars’a gelirse onu ayakları altına alıp, iyi bir dövmek istiyor
diye söylersin…

Ayrıca ben sana;
Oğlun Tansel’in benim hakkıma tecavüz ederek, kadınlara gittiğini söylemiştim.
Sen bana kızdın, bağırdın.
Bu konuşmanın tümünü dinlemek istermisin?

Eeee
Zalimin zulmü varsa, yetimin de ALLAH’ı vardır, boşuna dememişler.

Yıllar sonra oğlun Tansel’in kadınlarla yaptığı yazışmalar elime geçti.
Bir tanesini okumak istiyorsan burayı tıklaman yeterli.
Hatta oğlun Tansel o kadınla buluşmak için İstanbul’a bile gitti.
Buluştularda…

Neyse;
Gerisini sana Tansel anlatsın.
Birbirinize de yalan söyleyecek değilsiniz herhalde.
İyisiniz yaaa vallahi…
Hakkıma tecavüz ederek sen Hac‘ca, oğlun Tansel kadınlara gidiyor.

Bilesinki;
Abdest aldığın suda, karnınızı doyurduğun yemekte benim hakkım var…

Konuya devam edeyim;
Oğlun Tansel’e karşı açtığım bir davada seni şahit olarak göstermiştim.
Gitmedin.
Gidip herhangi bir ifade vermedin.
2 Kere Hac’ca gitmeyi biliyorsun.
Ama üç adım ötedeki Adliye’ye gitmiyorsun…

Namaz kılmasını, oruç tutmasını, Kur’an okumasını bilirsin.
Kandil gecelerini hiç kaçırmazsın.

Ama Hz. Muhammed’in
Bir günlük adalet altmış yıllık ibadetten faziletlidir dediğini bilmezsin.
Bilsen bile uygulamazsın.

Ama biri sana soracak olsa ki;
Müslüman mısın?
Allah’a, Kuran’a, Hz. Muhammed’e inanıyor musun?

Elhamdülillah dersin.

İslam’da şahitlikle ilgili olan bazı yazıları derledim.
Okumak istersen burayı tıklaman yeterli.

Ben sana açıkça söyleyeyim;
Değil iki kere Hac’ca gitmek, Kadir ve Berat gecesinde amuda kalksan bile, işin yaş senin.
Sanki Hac hamam.
Git yıkan ve gel…

Sebeplerine gelince;

1-
Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. (Hz. Muhammed)
Haksızlık karşısında kim sustu?

2-
Şahitler, şahitlik yapmak için çağrıldıkları zaman bundan kaçınmasınlar. (Bakara, 282)
Şahitlikten kim kaçındı?

3-
Şahidliği gizlemeyin. Kim onu gizlerse, artık şüphesiz, onun kalbi günahkardır. (Bakara, 283)
Şahidliği kim gizledi?
Kimin kalbi günahkarmış?

4-
Allah’ın laneti yalancıların üzerine olsun. (Al-i imran, 61)
Allah’ın laneti kimin üzerine olacak?

5-
Allah’a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için o da kalplerine,
kendisiyle karşılaşacakları güne kadar sürecek bir nifak soktu.
(Tevbe, 77)
Kimin kalbine nifak sokuldu?

6-
Yalanı, ancak Allah’ın ayetlerine inanmayanlar uydurur.
İşte onlar, yalancıların ta kendileridir.
(Nahl, 105)
Yalanları kim uydurdu?

7-
Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır.
Allah’da onların hastalıklarını artırmıştır.
Söyledikleri yalana karşılık onlarda elem dolu bir azap vardır.
(Bakara, 10)
Kimlerde elem dolu bir azap varmış?

8-
Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun.
Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin. Adil olun.
Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah’a karşı gelmekten sakının.
Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
(Maide, 8)
Adalet ile şahitlik kim etmedi?

9-
Dört şey vardır ki, bunlar kimde bulunursa o kimse katıksız münafık olur.
Kimde bunlardan bir şey bulunursa kendisinde nifaktan bir haslet var demektir.
Bunlar:
Konuştu mu yalan söyler, söz verirse sözünde durmaz, va’dederse va’dinden döner,
bir dava ve duruşma esnasında haktan ayrılır.
(Hz. Muhammed)
Konuşunca yalan söyleyen kim?

Böyleleri ne olurmuş?
Katıksız münafık.

10-
Senden bir şey isterim yalan söyleme. (Hz. Muhammed)
Kim yalan söyledi?

Ne Allah’ın emirleri, ne Kuran’da yazılı olanlar, nede Peygamberin dedikleri umrunda.
Yalan mı?…

Sana başka bir şey daha söyleyeyim;
Oğlun Tansel’in umrunda bile değilsin.
Tansel’in cüzdanı vicdanından daha ağır basıyor!
Oğlun için önemli olan ANA değil PARA.
Kemik için kuyruk sallayanlara ne denildiğini umarım bilirsin.
Nasıl olsa yalakalığın sınırı yok…

Gitseydin mahkemeye, söyleseydin doğruları.
Görürdün o zaman oğlun Tansel’in sana ne kadar değer verdiğini, seni ne kadar sevdiğini.

Şuna emin ol ki;
Bu güne kadar olanlar, bundan sonra olacakların yanında leblebi çekirdek gibi kalacak.
Bu günün yarını da var, öbür günü de.
Gerisini sen hesap et…

Senin anlayacağın dilden son sözümü yazayım;
Hakkım sana haram, zehir ve zıkkım olsun.
Oğlun Tansel’in kefenine nasip olsun.
Mahkeme’ye tanıklık için gitmeyenlerin, gidipte doğruları söylemeyenlerin anası da,
kardeşin Tevhiddin Ayar ‚ın avradı olsun…