Nefise Arslanoğlu’na

Ağustos.2007

Bir…
Amcamın sana iki vasiyeti vardı.
1- Mülkiyetimin bir hissesi Gürsel’indir.
2- Beni ANA‘nın yanına gömün.

İki…
20 kahve alacağınız varmış.
Yanılıyorsunuz.!!!
Evinizde kaldım, yemeğinizi yedim, suyunuzu içtim, arabanızla tatile gittim.
İnce kahve hesabı yapacak olursak 20 den fazla olur.
Ama,
Benimde sizlere birkaç bardak çay ikramım oldu.
Sizin kahve MARK’ta, benim çay tahret suyu mu?…
Bu hesabı da yapalım, çıksın aradan.

Üç…
Seni ve çocuklarını bir davada şahit olarak göstermiştim.
Göksel’in;
Babası Efsal şirket işleri için çağırdığında, beni ilgilendirmez sizin şirketiniz diyerek gelmedi
Cansel’in ise;
Gürsel 26 yıldır yurt dışında yaşıyor ve boş geziyor.
Şimdi kardeşinin emeği ile çalışıp ortaya getirdiği şirketten hak talep ediyor
diye ifade vermişti.

Malum Adalet huzurunda verilen ifade, insanın şerefidir – namusudur.
İftira ise şerefsiz ve namussuz insanların en kalleş silahıdır.

Çocukların kendilerine yakışanı yapmışlar.
Gerisini onlara evladım diyen düşünsün.
Gerisini onlara erkeğim, çocuğumun babası diyenler düşünsün.
Gerisini onlara merhaba diyenler düşünsün…

Sen ise;
Benim konu ile ilgili bilgim yoktur
demişsin..!

İnsaf dinin yarısıdır diye bir söz vardır.
Allah’tan korkmuyor kuldan utanmıyorsan, vijdanın da cız etmiyor mu?
Hangi yüzle Cemender’in mezarının başına gidiyorsun..?

Hiç bir şey bilmiyorsan dahi en azından;
Şu an sahibi olduğumuz, karnımızı doyurduğumuz, içinde oturduğumuz mülkiyetler
Efsal Arslanoğlu ve Metin Aslanoğlu tarafından kazanılmıştır
diyemez miydin?…
Boşuna dememişler;  
Aslını inkar eden, neslini inkar edermiş.

En iyisi sen;
Cansel’ini, Göksel’ini yanına al ve hep birlikte
AYNA’ya bakın, AYNA’ya
Bakalım hanginiz kendi yansımanızı ne kadar insana benzeteceksiniz?

Daha sonrada, gelinlerini, torunlarını yanına çağır ve onlara söyle ki;
Bakın benim sevgili gelinlerim, tatlı şeker torunlarım.
Cemender’in canından, ciğerinden çok sevdiği.
Duvarımızda fotoğrafı yıllarca asılı olan.
Bize yaptığı iyilikleri anlatmakla bitiremediğimiz.
Bizlerle çok ilgileniyor diye Hacı Hacı Lebise’nin eve almak istemediği Gürseli dahi;
Cık demeden sırtından vururuz.
Babasının vefatında aramayız.
Hacı Metin’in çatısını yapıyor diye evimizden atarız.
Bizleri şahit olarak gösterdiğinde doğruları söylemeyiz.
Bildiklerimizi inkar edip, yalanlar uydurup, iftiralar atarız.
Biz böyleyiz…

Eğer anlattıklarından gelinlerin ve torunların rahatsızlık duymuyorlarsa.
Bana tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş demekten başka bir şey kalmaz…

Dört…
Çocuğun Cansel’in demir boruyla kaldığım dairenin kapısını kırmaya uğraşırken,
OROSPU ÇOCUĞU diye bağırdığını sana anımsatmak ve onunla bir gün karşılıklı oturup,
anamın nasıl bir OROSPU olduğunu göz göze konuşacağıma dair, sana söz veriyorum.

Beş…
Seninle yaptığım bazı konuşmaları da burada yayımlayacağım.
Söylediğini yapan, boş laf konuşmayan biri olduğumu en iyi sen bilirsin.

Altı…
Malum bazı mülkiyetlerin ortak sahipleriyiz.
Buraların aramızda eşit bir şekilde bölünebilmesi için sizlere akla gelebilecek her türlü öneriyi yaptım.
Neden bunu hala engelliyorsunuz?

Yedi…
Neden hayvanları, çiçekleri, yeri, göğü sevmiyorsun?
Neden elinde kitap ve kalem yok?
Neden kapını kimse çalmıyor?
Neden kendini, çevreni ve dünyayı tanımaya çalışmıyorsun?
Neden herkes gibi duyguların, sevinçlerin, heyecanların yok?
Neden yediğin ekmeğe, içtiğin suya, soluduğun havaya, ihanet ediyorsun?
Neden sevginin ve sevmenin ne olduğunu bilmiyorsun?
Sevgiyi ve sevmeyi bilmeyen, sevmeden yaşayan insanın ne yüreği olur,
ne gönlü, ne beyni, ne vicdanı, ne de insafı…

Sekiz…
İnsanda biraz ilke, biraz da omurga olmalıdır.
Sende bunların hiç biri mi yok?

Dokuz…
Ayıp değil mi, yazık değil mi, günah değil mi diye sormaya bile artık dilim varmıyor.
Bunların hesabını soracağım diyorum.

Uzun lafın kısası:
Felâket tellallığı yapmak istemiyorum ama  telafisi mümkün olmayan olaylar olmadan,
zurnanın zırt ettiği yere gelmeden, halledelim bu meseleleri.

Veyahutta
Medeniyeti, insaniyeti, tarafsızlığı ve hukuk bilgisi konusunda kuşkumun olmadığı, seninde çok iyi tanıdığın, güvendiğin Efrail Aydemir ‚in sorunumuz hakkında arabulucu olmasına razı mısın?

Bir gram akıl sahibi isen yazdıklarımı ciddiye alıp, yazılı bir cevap verirsin.
Eğer yazdıklarımı anlamıyorsan veyahutta anlamak istemiyorsan,
ya sende akıl yok, yada sana akıl veren biri yok.

Unutmaki;
Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner…

AÇIK SORULAR:

14.01.2010
Nurten Kars’taki apartmanın merdivenlerinde birşeyler görmüş.
Daha sonrada gördüklerini Hacı Hacı Lebise’ye anlatmış.
Sorum şu:
Nurten ne görmüş?
Ayrıca Hacı Metin neden doğruları söylemiyor?

20.01.2010
Çocuklarının ikiside vatani görevlerini yapmadılar.
Başkalarının hakkına tecavüz etmeyi biliyorlar.
Demir boru ile camları kırmayı biliyorlar.
Bana „OROSPU ÇOCUĞU“ demeyi biliyorlar.
Yalancı şahitlik yapmayı, iftira atmayı, sahte evrak hazırlamayı biliyorlar.
Ama konu ASKERLİK olunca Tısssss.
Sorum şu;
Aldıkları ÇÜRÜK RAPORLARI’da sahte olmasın?

23.01.2010
Kartal’daki pastaneyi kapatmışsınız.
Dükkanın bir bölümüne yeni bir iş yeri yapmışsınız.
Büronun önüne de balkon.
Kalan bölümüde aylık 6000 TL ye kiraya vermek istiyormuşsunuz.

Açıkça söylüyorum.
İmar izni olmadan, bir iş yerinden iki iş yeri yapamazsınız.
Balkon yapamazsınız.
Hissedarı olduğum mülkiyetin pencerelerin önünü kapatamazsınız.
Havalandırma bacası inşaa edemezsiniz.
Ayrıca
Kamuya ait olan alana merdiven, hayatta yapamazsınz.

Bakın demedi demeyin.
Hakkımı yemeyin.

Bilmemek ayıp değildir.
Sorumluluklarınızı bilmiyorsanız, bilenlere sorun.
Aksi takdirde „yazın yediğiniz hurmalar, kışın öksürük yapar“
Sorum şu;
Nurten ne gördü?

31.01.2010
Sana yazmıştım;
„Ya sende akıl yok, yada sana akıl veren biri yok“ ( Ağustos.2007 )
Yanılmamışım.
Dava: Sahte evrak tanzimi
Duruşma tarihi: 29.01.2010
Tanık olarak mahkemede söylediklerini tekrarlayayım;
– Suç tarihinde eşim olan Cemender Arslanoğlu rahatsızlığı nedeniyle vesayet altına alınmıştı.
– Ve oğlum olan sanık babasına vasi olarak tayin edilmişti.
– Olay tarihinde yeni bir iş yerinin açılması ile ilgili olarak bir sözleşmenin imzalanması söz konusu oldu.
– Oğlum Cansel sözleşmeyi eve getirip yazdı.
– O sırada hasta olan eşim kendisinin imza atmak istediği şeklinde bir işaret yaptı.
– Eline kalemi tutuşturup imzalatmaya çalıştık.
– Ancak imzalaması mümkün olmadı.
– Bunun üzerine ben oğlum olan sanığa imzalamasını söyledim.
– Ve kendisi babasının imzasının bulunduğu yere imzayı attı.
– Olay bu şekilde gelişti.
– İşlemlerin tamamlanması ve vergi yönünden böyle bir şey yapılmıştır.
– Ben o anda bu mal hepimizin;
– Bu nedenle diğer çocuklarımda olduğu halde sanığın imzalamasını söyledim.
– Bunun üzerine sanık imzaladı.
Ve devamla;
– Oğlum vasi olduğu dönemde babasına karşı görevlerini iyi bir şekilde yerine getirmiştir.
– Herhangi bir ihmali olmamıştır.
Sorum şu;
Sahurda yenilen YALANLARIN, iftarda BASUR yapacağını bilmiyor musun?

24.02.2010
Rica etsem, Kartal’daki dükkan için çıkan yıkım kararı tebligatının bir kopyasını bana gönderir misin?

25.02.2010
Tebligatın kopyasını göndermene gerek kalmadı. Banada geldi.
10 gün içerisinde sonradan yapılan herşeyi yıkmanız gerekiyormuş.
Sorum şu;
Yardıma ihtiyacınız var mı?

02.03.2010
Rahmanlar’daki bina hakkında yıkım kararı çıktı. Yakında tebligatlar mülkiyet sahiplerine gönderilecek.
Sorum şu;
Müjdemden dolayı bana sarma yapar mısın?

13.03.2010
Hasta olduğunu duydum. Samimi söylüyorum çok üzüldüm.
Sahurda yenilen yalanların, iftarda basur yapacağını söylemiştim.
Git, doğruları söyle iyileşirsin.
Karar senin.
Ayrıca;
Süzme şerefsizin biri dükkanın deposundan çıkan merdivenlerin, apartman boşluğuna çıktığını
iddia etmiş.
Sorum şu;
Kemik atana kuyruk sallayana ne derlerdi?

07.04.2010
Yıkım kararlarını durdurduğunuzu sanıyorsun.
Sen öyle sanmaya devam et.
Sorum şu;
Benimle iddiasına var mısın?

26.08.2010
Ruhsata aykırı yapı değişiklerinin yıkımı talebi hakkındaki davayı bugün açtım.
Sorum şu;
Millet’e ve Vatan’a hayırlı olsun mu?

01.09.2010
Sahte evrak tanzimi davası hakkında gerekçeli karar bu gün elime ulaştı.
Ne mutlu sana.
Artık mahkeme kararı ile sabit sabıkalı ve sahtekar bir çocuğun var..
Darısı senin ve diğer çocuğunun başına.
Sorum şu;
Neden YARGITAY a gitmiyorsunuz?
En azından elinde, „sahtekar bir evladının olduğunun YARGITAY onaylı belgesi olur“

14.09.2010
Neden kanun ve kurallara saygı göstermiyorsunuz?
Neden hep yalan söylüyorsunuz?
Neden hep sahtekarlık yapıyorsunuz?

Sahibi olduğunuz mülkiyetteki yapı değişikleri konusunda sizleri uyardım.
Yapmayın etmeyin dedim.
Yoksa şikayet ederim dedim.
Umursamadınız.
Ruhsata aykırı yapı değişikliklerinin yıkımı talebimi bilmenize rağmen, siz bu iş yerini kiraya verdiniz.
Aferin iyi yaptınız…
Sorum şu;
Eğer kiracının olaylardan haberi varsa ve yinede kiralamışsa diyecek bir şey yok.
Aksi takdirde kiracı ile aranızın „Limon“ olacağını bilmiyor musunuz?

14.11.2011
Konutların altında ekmek, simit, lahmacun, pide fırını ya da kebap salonlarının büyük tehlike oluşturduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ercan, “Bu fırınların ısı yalıtımı yapılmazsa ki yapılmıyor fırınlardaki yüksek ısı taşıyıcı donatıları pişiriyor ve dayanım gücünü düşürüyor. Deprem sırasında duvarların ufalanmasına neden oluyor. Betonla donatımın yapışkanlığını sıfırlıyor. Çünkü beton içindeki donatıya yapışır yüksek ısıda bu gerçekleşmiyor. Deprem vurduğu zaman da taşıyıcı toz duman oluyor.” dedi.

Sorum şu;
Binada oturan “CAN“ ları tehlikeye sokmanız yüzünüzü kızartmıyor mu?

03.06.2012
İSTANBUL Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü’nden Prof. Dr. Salih Cengiz ve ekibi, dünyada sadece Almanya, İsviçre, Kanada ve ABD’de kullanılan mürekkep yaş ve yapı tahlilini Türkiye’de uygulamaya başladı. Sahte belgeler, sahte imzalar ya da belgeye sonradan eklenmiş her türlü veri, kimya laboratuvarında, CERN’deki hızlandırıcının küçük benzerleriyle yapılan 2 tahlille ortaya çıkarılabiliyor. Üstelik yazıların ne kadar süre önce yazıldığı da tespit edilebiliyor.

Çocukların birlikte düzenledikleri ikinci sahte kira kontratı ile Mahkemeyi tekrar yanıltılar.
Birkaç gün içerisinde yeni bir dava açmayı düşünüyorum.
Bazı şartlar dahilinde dava açmaktan vaz geçebilirim.

Sorum şu;
Bir çocuğunun hapise girmesine, diğerinin sabıkalı olmasına Lebise ve Tansel senin kadar üzülecek mi?

11.04.2013
Seni uyardığım 9 ay oldu. Hiçbir ses seda yok.
Bugün Dava açıldı. Hepimize hayırlı uğurlu olsun.

Sorum şu;
Neler olabileceğini tahmin edebiliyor musun?

Not: Burada yazdığım konularla alakalı olarak senin haricinde başkalarının beni aramasını istemiyorum.